Barış ve İstikrar İçin

Vatandaş Plâtformu

İLK 100 GÜNDEKİ

HÜKÛMET PROGRAMI’NIN

ANALİZ VE GÖZETLENMESİ

Giriş Yerine

          Makedonya Cumhuriyeti Meclisi’nin 1 Kasım 2002 tarihli oturumunda, yeni hükûmeti kurmakla görevli sıfatıyla Branko Çırvenkovski, diğerlerinin arasında, şunu ifade etti: “Bununla birlikte, toplumun ve devlet kurumlarının çalışmalarının nöbetçi vicdanı olmaya devam etmeleri için kamuya, medyaya ve sivil toplum sektorüne çağrıda bulunuyorum”.

          Sivil toplum sektörü bu hodri meydan çağrısını ve sorumluluğu bundan üç ay önce “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”[1] projesine katılarak kabul etmişti. Proje, seçim öncesi programlarında siyasî partilerin gösterdikleri öncelikler ve eldeki mevcut kamuoyu yoklamalarıyla vatandaşların tespit edilen önceliklerinin analizi yapılacak ve kıyaslayacak bir çalışma toplantısıyla başladı. Bu sürecin sonucu olarak, sivil toplum örgütlerinden ve uzman kişilerden oluşan 33 kişilik bir grup, “Önceliklere Karşı Öncelikler” belgesini hazırladı. Ardından, 500’den çok vatandaş bu devlette barış ve istikrarın hangi esaslara dayandığı yönündeki tutumlarını Üsküp, Köprülü, Pirlepe, Kırçova, İştip, Kumanova, Kalkandelen, Manastır, Ustruga ve Ustrumca’da örgütlenen kamuya açık toplantılarda dile getirdiler. Bütün bunları, öncelikleri belirttiğimiz, yaklaşımı önerdiğimiz ve sorumluluğu tespit ettiğimiz “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” adlı belgede topladık. Belgeyi seçimlerden önce tüm siyasî partilere gönderdik.

          Her şey bu kadarıyla kalmadı, tabiî ki. Davetiye beklemeden, Hükûmet’in vatandaşın sesine ne kadar kulak verdiği ve vaadlerini ne kadar yerine getirdiğini takip etmeye devam ettik.

          Bu belge, istenilen, vaadedilen ve yapılanların gözlemlerini içermektedir. İçinde, “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” projesine dahil edilen alanlardan bilirkişilerin yaptıkları analiz ve gözlemler sistematize edilerek verilmiştir. Projeye dahil edilen alanlardan bilirkişiler şunlardı: Hukuk devleti - Necat Elezi, Kırçova Sulh Mahkemesi yargıçı; Ekonomik durum - Prof. Dr. Şaban Prevala, MC Halk Bankası müdür yardımcısı; Sosyal konular - Prof. Dr. Lüpço Peçiyareski, Pirlepe Ekonomi Fakültesi; Güvenlik durumu - Goyko Eftovski, gazeteci, Kalkandelen; Yerel öz yönetim - Mr. Miroslav Stoyanov, Manastır; Uluslar arası konumun geliştirilmesi - Kalina Milyovska, AB eğitmeni, Üsküp. Malzeme olarak Hükûmet’i kuran siyasî parti programları, Başbakan’ın Meclis’te yaptığı program açıklaması, Hükûmet temsilcilerinin kamuya açık verdikleri ifadeler ve medyada çıkan günlük haberler kullanıldı.

          “İlk 100 Gündeki Hükûmet Programı’nın Analiz Ve Gözetlenmesi” belgesi, Makedonya Cumhuriyeti’ndeki tüm faktörlerin kullanımına adanmıştır. Bu belgeyle, sivil toplum örgütleri olarak, Makedonya Cumhuriyeti’nde kamu politikalarının yaratılmasında katkıda bulunmak ve bu sürece katılmak istiyoruz.

          Davete gelince, tüm sorumluluğumuzla kabul ediyor, “nöbet” tutmaya devam edeceğimizi bildiriyoruz

“BİİVP”NİN HÜKÛMET

PROGRAMINDA ALDIĞI YER

Kabul edilen “Barış ve İstikrar İçin Vanatdaş Plâtformu”nda, yeni Hükûmet’in görev süresiyle çakıştığı dönem için geçerli şu önemli görevler vurgulanmıştı:

-         Makedonya Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olarak gelişmesi;

-         devletin ekonomik kalkınması ve vatandaşların refahı;

-         devletin güvenlik durumunun düzeltilmesi;

-         yerel öz yönetimin ve demokrasinin geliştirilmesi; ve

-         Makedonya Cumhuriyeti’nin uluslar arası konumunun düzeltilmesi.

Hukuk devletinin gelişmesi

          Hükûmet programının hukuk devletinin gelişmesine ilişkin bölümünde, “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”nda yer alan öncelikler de öngörülmüştür. Dolayısıyla, Hükûmet programında, diğerlerinin arasında, şu ifadelere de yer verilmiştir:

-         Makedonya Cumhuriyeti genelinde Anayasa ve yasaların tutarlı ve tamamen uygulanması;

-         devlet yönetiminde köklü değişmeler;

-         organize suç ve rüşvetin ortadan kaldırılmasına karşı amansız mücadele.

          Dahası, bu programda, bağımsız yargı sisteminin güçlenmesi ve insan haklarının geliştirilmesiyle, devlet kurumlarına karşı güvende ısrar edilmektedir.

Ekonomik kalkınma

          Devletin ekonomik kalkınması ve vatandaşların refahıyla ilişkin görevler grubunda, Makedonya Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınmasını sağlamak ve vatandaşlarının refahı için şu noktaların önemine işaret edildi:

-         bütçe harcamalarının verimlileştirilmesi;

-         işçi sayısının arttırılması için koşulların yaratılması;

-         özel sektör işleri teşvik etmek; ve

-         tarımcılık ve turizmin gelişmesini teşvik etmek.

          Dahası, bütçe paralarının öngörüldükleri şeyler için ve şeffaf bir şekilde dağıtılması ve harcanması istenmiştir. Bu arada, bütçe paralarının harcanmasında kalkınma unsurunu da unutmamak gerekir.

          Özel sektör işlerin ve tarımcılığın geliştirilmesi için koşulların sağlanması, işçi sayısının arttırılması ve vatandaşların yaşam kalitesinin iyileşmesi için gelecekte katkı olarak değerlendirilmiştir. Bu yönde, küçük ve orta işletmeli şirketlerin kurulması sürecinin kolaylaştırılması, vergilerin azaltılması, yerli ve yabancı yatırımcılar için ayrıcalıkların tanınması ve uygun kredilerin sağlanması gereği ortaya atılıyor.

          Tabiî ki, Program’la gelen belgelerde şu gibi görevler de öngörülmüştür: daha büyük ekonomik kalkınma endeksi, yatırımlar, bankacılık sektöründe reformlar, malî siyasette değişmeler, şirketlerin özelleştirilmesi sürecinin tamamlanması, döviz siyasetinde değişmeler, sanayinin kalkınmasına devam, vb.

Sosyal siyaset

          “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” projesi dahilinde hazırlanan “Önceliklere Karşı Öncelikler” belgesinden hareketle, bu plâtformda sosyal yaşam alanındaki temel önceliklerin şunlar olduğu söylenebilir:

-         işçi sayısının arttırılması;

-         sosyal düşüşün durdurulması ve yoksulluğun azaltılması için stratejik plân;

-         sosyal ve emeklilik sigorta.

          Hükûmet’in 2002-2006 yılları arasındaki çalışma programı metninin kamuya açık bir şekilde yayımlanmadığı için, bu önceliklerin Hükûmet tarafından ne kadar göz önünde bulundurulduğu gerçeğini saptarken, hükûmeti kurmakla görevli Çırvenkovski’nin yeni Makedonya Cumhuriyeti Hükûmeti’ni kurarken okuduğu program bildirisinden faydalanıldı. Bu belgede, Hükûmet’in gelecekte atacağı adımlarının uygun bir göstergesi olarak kabul edildiği takdirde, “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”nda yer alan önceliklerin büyük bir bölümünün kapsandığı açıkça görülmektedir.

          Başbakan kendi bildirisinde, diğerlerinin arasında, şu önlemleri önerdi:

-         Makedonya Cumhuriyeti Hükûmeti, işsizliğin durdurulması ve yoksulluğun azaltılması için, kuruluşunun hemen ilk 100 gününden itibaren bir Ulusal Strateji’yi yerli ve yabancı uzmanlarla iş birliği yaparak hazırlamalıdır;

-         Hükûmet, tarafsız ve âdil ilkelere dayanan bir vergi siyaseti yürütmelidir;

-         Hükûmet, işçi haklarının sağlanması ve korunması için, sendikalarla sosyal ortaklık siyaseti yürtmelidir.

          Başbakan’ın yukarıda verilen ifadeleri, Hükûmet’in ileride yapacağı çalışmalardaki önceliklerinin ve “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”nda yer alan önceliklerle şüphesiz aynı olduğuna ilişkin açık bir kanıttır. Bu öncelikler, her şeyden önce, şunlardır: yoksulluk oranının düşürülmesi, işçi sayısının arttırılması, yaşam standartının düzeltilmesi ve Makedonya Cumhuriyeti vatandaşlarının sosyal güvenliği.

Güvenlik durumunun düzeltilmesi

          Makedonya Cumhuriyeti’nin güvenlik durumunun düzeltilmesinden söz ederken, Makedonya Cumhuriyeti Hükûmeti’nin 2002-2006 Çalışma Programı içeriğinin analizi, “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”ndaki konuların dahil edildiği, ayrıntılara inildiği ve çalışıldığını tasdik etmektedir. Dokuz öncelikli görev ve amaçtan, üç tanesi bu alanla ilgilidir:

-         ülkede barışın oturması ve Makedonya genelide her yerde tüm vatandaş ile mal güvenliğinin sağlanması;

-         geçen yılki silâhlı çatışmalarda zorla evinden olan vatandaşların evlerine dönmeleri, aile yuvalarının ve sanayi kapasitelerinin acilen tamir edilmesi;

-         değişik etnik kökenli vatandaşlar arasında yeniden güvenin sağlanması ve muhtemel ayrımcılık, korku ve güvensizlik duygularının ortadan kaldırılması.

          Program’ın yedinci, özel, bölümünde, “BİİVP”de de önerilen konular teker teker açıklanmıştır. Bu konular özellikle şunlardır: etnik gruplar arası güvenin sağlanması, Çerçeve Anlaşması’ndan geri kalan yasaların çıkarılması, Silâhların Toplaması Yasası’nın uygulanması, etnik topluluk mensuplarının güvenlik organlarında hakça temsil edilmesi ve diğer program görevleri. Başbakanın bildirisinde de, barışın ve güvenliğin sağlanması konuları en önemli öncelikti.

Yerel öz yönetimin geliştirilmesi

          “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”nun program yönelimlerinden bir tanesi de, yerel öz yönetimin geliştirilmesi ve yetkilerin merkezden yerel yönetimlere devredilmesidir.

          Yerel Öz yönetim Yasası’nı Makedonya Cumhuriyeti Meclisi 24 Ocak 2002 tarihinde yaptığı oturumda çıkardı. Bu yasa, belediye seviyesinde ilişki ve yükümlükleri, belli kararların önerilmesi ve alınması sürecinde vatandaşların katılma payını ve belediyenin merkez yönetimle olan ilişkilerine değinmektedir.

          Yetkilerin merkezden yerel yönetimlere devredilmesine ilişkin vatandaşların tutumu, özellikle yerel sorun ve eylemler söz konusuyken, karar verme sürecine bağlı olan aktivitelerin büyük bir bölümüne katılmalarının gerekli olduğu gibi temel bir haktan gelmektedir. Vergi mükellefi olarak sadece devlet bütçesini doldurmaktan sorumlu değil, vatandaşlar kendi paralarının nasıl ve nerede harcanacaklarına karar verme hakkına da sahip oldukları açısından bu çok önemlidir.

          “Önceliklere Karşı Öncelikler” adlı belgede yer alan malzemede vatandaşlar yerel toplulukların daha bağımsız ve özerk olma ve vatandaşların daha büyük oranda katılmalarının gereğini ifade etmişlerdi. Dahası vatandaşlar, “yerel öz yönetimin başarılı gelişmesi için en önemli koşulun, bu alandaki yasamanın tamamlanması ve etkili bir şekilde uygulanması”nın gereğini vurguladılar. Buna benzer bir ifade “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” projesinin belgesinde de yer almıştır.

Uluslar arası konumun düzeltilmesi

          “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” projesi dahilinde hazırlanan metinde, Makedonya Cumhuriyeti’nin bölgedeki ülkelerden AB ile istikrar ve ortaklık ve Avrupa-Atlantik bünyesine tamamen yakınlaşma sürecini başlatan ilk ülkelerden biri olduğu gerçeğini gözardı etmeden, Makedonya Cumhuriyeti’nin uluslar arası konumunun düzeltilmesinden yana olduğu vurgulanmıştır.

          Makedonya Cumhuriyeti Meclisi’nde okuduğu hükûmet bildirisinde Başbakan Branko Çırvenkovski, yeni Hükûmet’in ülkenin AB’ye bütünleşmesinden yana olduğu ve tüm diğer yaklaşımların “tarihî çıkmaz” olduğunu beyan etti. Dahası Başbakan, yeni Hükûmet’in çalışmalarından söz ederken, “Hükûmet’in stratejik eğilimlerini gerçekleştirecek savaşımın Brüksel’de değil, burada Makedonya’da kazanılacağını” ileri sürdü.

          Başbakan, NATO VE AB’ye kısa zamanda entegre olmak eğilimi, şimdiye kadar görevde bulunan tüm hükûmetlerin ve Makedonya siyasî sahnesine çıkan hemen hemen tüm partilerin eğilimi de olduğuna dikkat çekerek, dolayısıyla yeni Hükûmet’in eğilimi sadece beyan değil, gerçeklere dayanan bir eğilim olduğunu da sözlerine ekledi.

          Yeni Hükûmet’in çalışmasının ilk 100 gününde Hükûmet’in çalışma programının çıkarılmadığı ve kurulmasından 100 gün geçmesine rağmen bunun analizi yapılamadığı gerçeği, yeni Hükûmet’in Avrupa-Atlantik bütünleşmeleri ve tüm diğer konularda hareket etmek için açık stratejisinin olmadığına işarettir.

PARTİ PROGRAMLARININ HÜKÛMET PROGRAMI’NDA TEMSİL EDİLMESİ

          Bu Hükûmet’i oluşturan siyasî partilerin programları, bazı durumlar için nerdeyse tamamen aynı tutumları, diğer bazı konularda ise farklı yaklaşımları vardır.

Hukuk devletinin gelişmesi

          Hukuk devletinin gelişmesi için MSDB (Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği), devlet kurumlarının saygı ve onurunun iade edilmesi, insan ve azınlık haklarının korunması, vatandaşların etnik, dinî veya siyasî mensubiyeti gözetmeksizin Anayasa ve yasaların uygulanması, bağımsız yargı idaresi ve bağımsız yargı bütçesi projesini gerçekeştirerek bağımsız yargı sistemini geliştirmeyi öngörmektedir. Ayrıca, rüşvetçiliğe karşı etkili savaşım öngörülerek, bunun organize suçlara karşı ve rüşvetçiliği ortadan kaldırmak için savaşım stratejisi demek olduğu anlaşılmaktadır. MSDB, kamu sektöründe akraba kayırıcılığına karşı açık mücadele edeceği ve Makedonya Cumhuriyeti genelinde hukuk devletine saygı ve hukuğun hüküm sürmesine önem vereceğini vurgulamaktadır.

          Hükûmet’te yer alan LDP (Liberel-Demokrat Parti), kendi programında, iş yerini bırakmak zorunda kalacak işçilerin idaresi; beceri, sorumluluk, şeffaflık ve parti açısından tarafsızlık ilkelerine dayanan profesyönel devlet yönetimine önem vererek, kamu yönetiminde reformlardan yana olduğunu ileri sürüyor. Tabiî ki, LDP rüşvetçiliğe karşı mücadele stratejisinden de yanadır. Diğer yandan DBB (Demokratik Bütünleşme Birliği), Ohri Çerçeve Anlaşması’nı bütünüyle uygulayarak, yasalar önünde tüm vatandaşların eşitliği, yetkilerin merkezden yerel makamlara devredilmesiyle yerel öz yönetimin gelişmesinden yanadır.

Ekonomik kalkınma

          Seçimleri kazanan partilerin programlarının büyük bir bölümü, Hükûmet’in kurulduğu gün Makedonya Cumhuriyeti Meclisi’nde okunulan yeni Hükûmet’in program bildirisinde de yer almıştır.

          Aslında, “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu”nda vurgulanan noktalar (ilk önce MSDB ve LDP’nin seçim programlarında, sonra da yeni Hükûmet Programı’nda) harekete geçirilmişti. Böylece, ekonomik alanında öncelikli görevler olarak şunlar vurgulanmıştır:

-         işsizliğin ve yoksulluğun azaltılması;

-         işçi sayısının arttırılması;

-         makroekonomik istikrarın sağlanması;

-         adaletli vergi siyaseti;

-         sanayinin hırpalanması değil, kalkınmasına yönelik bütçe harcamaları;

-         uygun gümrük siyaseti;

-         banka ve sigorta şirketlerine güvenin arttırılması;

-         özelleştirmenin denetimi ve tamamlanması;

-         sanayi ve madenciliğin daha sür'atli kalkınması;

-         enerji sektörünün gelişmesi için yeni strateji;

-         dış ticaret açığının azaltılması;

-         tarımcılığın çiftliklere dahalı ve köylerin kalkınması.

Sosyal konular

          Sosyal konudaki sorunların çözümü yönünden Hükûmet’in önceliklerini yukarıda verdiğimiz gerçeğinden hareketle, devamda Hükûmet’in oluşturan siyasî partilerin seçim öncesi programlarında yer alan önceliklerle olan uygunluğu konu edilmiştir.

          Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği, sosyal alandaki sorunların çözümü konusunda kendi seçim öncesi programında, işsizliğin azaltılmasını öncelikli görev olarak önermektedir. Bu hedefini gerçekleştirmek için Hükûmet, hızlı ve gözle görülür etkiler vereceğini düşündüğü çok sayıda önlem önermektedir. Bunlar, her şeyden önce, iş verenler ve öz işletmeciler için uygun vergi kolaylıkları, aile işi başlatabilmek için uygun koşullar altında mikro kredilerin sağlanması (yani kendine iş bulma), küçük ve orta işletmeli şirketlerin kurulmasında verilecek olan desteğin pekiştirilmesi, sanayi sektöründe yapısal değişmelerin teşvik edilmesi ve gerçekleşmesi yönünde teknik yardımı sağlamak, ek vergi kolaylıkları, malûl ve gelişme engelli kişilerin işe alınmasında maaşlarına kredi ve sübvansiyon sağlamak, toplumsal (yerel) alt yapı, çevre, vb. gibi alanlardan projelerin hazırlanması için kamu çalışmaları örgütlemek, eğitim, ek meslek eğitimi, meslek değiştirme, belli becerilerin gelişmesi veya belli bağlayıcı bilgilerin sağlanması programlarını finanse etmek konularıdır.

          Dahası, MSDB’in seçim öncesi programında açıkça şöyle vurgulanmıştır: “Yoksulluğa karşı millî mücadele programına sahibiz”. Aslında, seçim öncesi programında MSDB, yoksulluğun gece aşırı ortadan kalkmayacağı, ancak bir yandan gece aşığı zenginlerin belirmesi, diğer yandan da çoğunluğun yoksul kaldığı sosyal tabakalanma sürecinin devam etmesine izin vermeyeceğini ileri sürmektedir.

          Dolayısıyla Hükûmet, Yoksulluğa Karşı Millî Mücadele Programı’nı başarıyla gerçekleştirmek için, kendi çalışmalarını sosyal (işsizlik, sosyal tabakalanma, yoksulluk), ekonomik  ve sağlık sorunlarının çözümüne yönlendirmek zorunda olduğunu iddia etmektedir. Bu arada, sosyal yardımın gerçekten de yardıma muhtaç olanların ellerine geçmesinin önemini de vurgulamaktadır.

          Liberal-Demokrat Parti, kendi seçim öncesi programında, sosyal alandaki sorunların çözümüne ilişkin Hükûmet, sendikalar ve iş verenler arasında sağlanacak İşçi Sayısının Arttırılması Millî Sözleşmesi’ni öneriyor. Programda şöyle yazıyor: “Bu Sözleşme, emeğin hareket edebilmesi, onun esnekliği, yeni iş yerlerinin garanti edilmesi, yasa dışı çalışanların bildirilmesi (resmîleşmesi) ve sigortalı hâle getirilmesini teşvik etmek çabası olacaktır”. Sözleşmeyle, tüm ortakların sorumlulukları da ayrı ayrı verilmiştir.

          Liberal-Demokrat Parti kendi seçim öncesi programında, yoksulluğun durdurulması ve ortadan kaldırılması için uygun sosyal siyaset de önermektedir.

          Demokrati Bütünleşme Birliği sosyal alandaki sorunların çözümüne kendi seçim öncesi programında çok az yer vermiştir. Programın analizininde, bu partinin yabancı yatırımlara yol açacak ve bunları ganati edecek, dolayısıyla yoksulluğun ortadan kalkacağı, çağdaş bir ekonomik sisteminin kurulmasından yana olduğu sonucuna varlıyor.

          Yukarıda verilenlerden de açıkça görüldüğü gibi, sosyal alandaki sorunların çözümünde, koalisyon ortaklarının seçim öncesi programları ile Hükûmet programı içerikleri arasında yüksek derecede ilişkiler vardır. Başta Makedonya Sosyal Demokratlar Birliği ve Liberal-Demokrat Parti olmak üzere, sosyal sorunların çözümünü koalisyon ortaklarının seçim öncesi programları Hükûmet programı, daha doğrusu başbakanın yapmış olduğu program bildirisinden daha ayrıntılı bir şekilde ele aldıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sosyal sorunların çözümü için koalisyon ortaklarının seçim öncesi programlarında verdikleri somut önerilerin ne derecede Hükûmet programında yer alacağını daha iyi görmek için, Hükûmet’in henüz hazırlanmayan ayrıntılı çalışma programını beklemek gerekecek.

Güvenlik durumunun düzeltilmesi

          Bir yandan en etkili partiler olarak MSDB ve LDP ile farklı etnik toplulukların 10 siyasî partisinden oluşan “Makedonya İçin Beraber” koalisyonu, diğer yandan da Arnavut etnik topluluğunun gövenini kazanan Demokratik Bütünleşme Birliği’nin bu konuda durumlara farklı yaklaştığını görüyoruz. Barış ve güvenlik konusunda, “Makedonya İçin Beraber” koalisyonu çok açıktır ve güvenlik organlarında etnik toplulukların temsil edilmesi dahil, hemen hemen tüm program amaçları az çok değişmeyle Hükûmet’in programında yer almıştır. Eldeki belgelere göre, savunma ve güvenlik konusunda Demokratik Bütünleşme Birliği, Ohri Çerçeve Anlaşması’ndan çıkan yükümlülükleri hatırlatarak, “etnik yapının göze çarpacağı” ve “devletin savunma ve güvenlik organlarında daha fazla Arnavut’un alınması”na önem vereceği güvenlik güçlerine odaklanmaktadır.

          Bu alandaki programında Hükûmet, “halkın etnik yapısını yansıtacağı becerili, profesyonel anlamda iyi eğitim görmüş ve iyi donanımlı güvenlik güçleri”nden yanadır. Kendi program bildirisinde de Başbakan, yeni Hükûmet’in “ilk iş ve görevi” olarak vurguladığı, ülkenin barış ve güvenliğinin özel ve öncelikli olduğunu açıklamıştı. Başbakan, ülkede birçok şeyin “bu hükûmet için en üst önceliklerden bir tanesi olarak, Ohri Çerçeve Anlaşması’nın tamamen uygulanmasına bağlıdır. Her söz ve virgülün arkasında duracağız. Anlaştığımız gibi her şeyi uygulayacağız. Ne daha çok, ne daha az... Makedonya’nın eşit olarak herkese ait olduğu ve onun üzerinde hiç kimsenin özel hakkı olmadığını anlamak ve kabul etmemiz gerekir.” diye vurguladı.

Yerel öz yönetimin gelişmesi

          Hükûmet’i kuran siyasî partiler kendi seçim programlarında diğer alanlara (güvenlik, ekonomi, sosyal koruma, eğitim, vb.) verdikleri öneme kıyasen yerel öz yönetime çok az ilgi göstediler. Partiler kendi seçim programlarında halkın sesine kulak verecekleri ve “MSDB’nin, yerel öz yönetim sorumluluğundaki çalışmaların yapılmasında vatandaşları dolaysız katılmaları için teşvik edeceğine” dair söz verdiler. Dahası partiler, yetkilerin merkezden yerel yönetimlere aktarılması sürecinde önemli olan kritik konuların tespitine vatandaşların katılmalarını sağlayacaklarını vurguladılar. LDP ise, güçlü yerel organların “yerel seviyede kararların alınmasında tüm vatandaşlara katılma imkânı” sağlayacağını iddia ediyor. Demokratik Bütünleşme Birliği’nin seçim programında, yetkilerin merkezden yerel yönetimlere aktarılmasına çok kısa değinirken, sadece beyan olarak DBB’nin “yetkilerin merkezden alt makamlara aktarılması ve yerel öz yönetimin gelişmesi”nden yana olduğu ileri sürülmüştür.

Uluslar arası konumun düzeltilmesi

          Ülkenin uluslar arası konumunda da, Hükûmet’in onaylanmış resmî programının olmadığından dolayı, geriye sadece koalisyon ortaklarının parti programlarında ve Başbakan’ın program bildirisinde yer alan noktaları kıyaslamak kalıyor. Bu bağlamda, siyasî parti programlarının, Başbakan’ın Makedonya Cumhuriyeti Meclisi’nde sunduğu program bildirisiyle tamam uyum içinde olduğunu söylemek gerekir. Öte yandan, Makedonya Cumhuriyeti’nin uluslar arası plândaki konumu ve AB ile NATO’ya üyeliği konusuna gelince, siyasî partilerin ve Hükûmet’in bu örgütlere üye olma gibi stratejik eğilimlerini göstermek amacıyla, programın belli bölümlerinin sonunda sadece beyan şeklinde birkaç cümleden başka bir şeyin bulunmadığı gerçeğini de vurgulamak gerekir.

“BİİVP” VE İLK 100 GÜNDE SEÇİM VAADLERİNİN YERİNE GETİRİLMESİ

          Yapılan kaymaları özürlememek kaydıyla, yeni Makedonya Cumhuriyeti Hükûmeti’nin kuruluş aşamasında da önceki yönetimden kalan ağır mirasla yüzleştiğini vurgulamak gerekir. Bunlar, on binlerce “aç” işçi, zararla çalışan büyük şirketler, organize suç, yasa dışı uyuşturucu ve insan ticareti vb. gibi sorunlardır. Bunun dışında, Çerçeve Anlaşması’nın uygulanması; nüfus, ev halkı ve konutların sayımı; Uluslar Arası Para Fonu’yla yeni “stand-by” anlaşmasının imzalanmasıl ve stratejik önem taşıyan diğer görevler bulunuyordu. Başlangıçta, yani ilk 100 günde, yeni Hükûmet’e Makedonya Sendikalar Birliği’nin genel grev tehditleri; “arslanlar”, koruyucular (savaşçılar) ve genel olarak askerî subay ve polis yedek birliklerinin protestoları ve silâhlı çatışmaya katılmalarıyla ilgili açık istemleri; bir sürü eğitim sorunları vb. baş ağrısı oldu. Bunların yanısıra, yeni Hükûmet kuruldu ve tüm yan zaaflarla beraber güçlenmeyi başardı.

Hukuk devletin gelişmesi

          Geçen 100 günde hukuk devleti, hukuk devletin daha etkili gelişmesi için imkân ve koşullar sağlamakla geçti. Diğer yandan, vatandaşların güvenliği ve Anayasa ile kanunların tamamen uygulanamadığı gibi hukuk devletinin hâlâ çalışmadığı sektörler de vardır.

          İç İşleri Bakanlığı gibi bazı bakanlıklar, Makedonya’da nerede saklandıkları dahi bilindiği kişiler hakkında bile uluslar arası kovuşturmaların açıldığı ve suç işlediğine dair kanıtların var olduğu kişileri bulmak yönünden ülkenin bazı bölgelerini tamamen kontrol edemiyor. Yine de, geçen yönetime kıyasen, bu alanda da olumlu yönde gelişmeler vardır.

          Geçen 100 günde Hükûmet, devlet yönetim organlarında parti ve siyaset dışı insanları atanmasında pek güzel sonuçlar vermedi, çünkü hâlâ adayların profesyonel ve yönetim becerilerini gözetmeksizin, sadece belli siyasî parti üyesi olması atama için yeterli sayılmaktadır. Öte yandan, vatandaşların tepkisi üzerine, LPD’nin atmış olduğu adımları selâmlamak gerekir, oysa bunu MSDB izlemedi.

          Hükûmet, geçen 100 günde, organize suç ve rüşvetçiliğin ortadan kaldırılması yönünde iyi sonuçlar verdi. Başta özelleştirme süreçleri olmak üzere, denetim ve yeniden gözden geçirmeler sıklaştırıldı, bunun sonucu olarak da çok sayıda soruşturma başlatıldı. Başta insan ticareti olmak üzere, organize suçun ortadan kaldırılması doğrultusundaki eylemler çoğaltıldı.

          Hükûmet, bu eylemleri devam etmelidir. Bu arada, soruşturmanın başlatılacağı kişiler arasında seçim yapılmamasına özellikle dikkat edilmelidir. Soruşturmalar, 1998 yılından önce de yapılmış eylemler için, yani ne zaman açısından, ne de zanlıların etnik veya parti mensubiyet açısından ayırım yapılmadan yürütülmelidir.

          İlk 100 günde, Makedonya Cumhuriyeti’nin onayladığı uluslar arası anlaşmalara yetersiz uyulduğu ve yetersiz uygulandığı göze çarpmaktadır. Buna örnek olarak, Lahey Savaş Suçları Mahkemesi’yle işbirliğin ertelenmesini gösterebiliriz.

          Hükûmet, Çerçeve Anlaşması’nı uygulama konusunda, yasa ve yönetmelikeri çıkaracağı zaman plânlamasını yaptı. Bu süreler, Çerçeve Anlaşması’nda verilen sürelerden daha uzundur, fakat anlaşmanın imzalanmasından itibaren başlayan gecikmeleri göz önünde bulundurursak, bunu anlamak mümkündür.

Ekonomik refah

          Yeni Hükûmet, 2003 yılı için makro-ekonomik siyasetinin genel yönlerini belirtti. Bu doğrultuda, Çerçeve Anlaşması’nın uygulanması için Eylem Plânı hazırlandı ve onaylandı, rüşvetçiliği ortadan kaldırmak eylemi başlatıldı ve IMF temsilcileriyle uzun zaman beklenen “stand-by” anlaşması imzalandı, böylece yabancı yatırımların ülkeye girmesi koşulları yaratıldı.

          İlk 100 günde istikrarlı fiyatlar ve denarın istikrarlı kuru korundu, döviz yedekleri ise 800 milyon dolar seviyesinde seyretti. Sanayi üretimin ve dış ülkelerle ticaretin yeniden canlandığı söylenebilir, ancak daha dinamik kalkınma için henüz çok erken.

          Yeni Hükûmet’in ana ortağı (MSDB) için idareyi ele geçirmek gayret getiren bir durum olduğu için, Hükûmet programında öngörülen noktaların gerçekleşmesi yönünde, önümüzdeki dönem iyi bir fırsat olacak. Bu doğrultuda, Hükûmet’te yapılması gereken kadro değişmelerinin bir an önce yapılması gerekir, bu ise bir nevi garantidir.

          Hükûmet temsilcilerinin IMF temsilcileriyle yürüttükleri görüşmelerde pek başarılı olamadıkları değerlendirmeleri kayda değerdir. Daha etkili mali siyasetle daha büyük bütçe gelirleri sağlayamadıkları için, şimdiye kadar imtiyazlı olan ürünlerin KDV oranını arttırmak çözümünü kabul ettiler. Böylece, 2003 yılı bütçesindeki açık gerçekten de kapatılacak, fakat bunun vatandaşların yaşam standartını olumsuz etkileyeceği kesindir. Diğer sözlerle, vatandaş daha da yoksul olacaktır.

          Bütçedeki açığı kapatabilecek yabancı sermayenin getirilmesi için, yeterince çaba sarfedilmedi. Tabiî ki, henüz sağlam olmayan siyasî durum da yabancı sermayenin girmesini engelliyor. Aslında, yeni yatırımlar olmadan, yüksek KDV’nin olumsuz etkilerini azaltacak ve yoksulluğu düşürecek olan işsizlizliğin azaltılması, yani işçi sayısının yükseltilmesi için, mevcut kapasitelerin çalıştırılması ve yeni tesislerin kurulması imkânsızdır.

Sosyal konular

          Hükûmet’in çalışmasındaki asıl önceliklerin yoksulluğun ve işsizliğin azaltılması olduğu gerçeğinden hareketle, Hükûmet’in ilk 100 gününü analiz ederken, bu konularda ne yaptığını gözetlemek gerekiyordu. Bu bağlamda, yukarıda verilen sosyal alandaki sorunların çözümü için Hükûmet’in hareket yönlerini büyük ölçüde belirleyen üç önemli belgenin analizi özel ilgi istemektedir. Bu belgeler şunlardır: Makedonya Cumhuriyeti Yoksulluğu Düşürmek Millî Stratejisi, Sosyal Sözleşme ve Uluslar Arası Para Fonu’yla yapılan “stand-by” anlaşması.

1.     Makedonya Cumhuriyeti Yoksulluğu Düşürmek Millî Stratejisi

          Bu önemli belgenin analizi söz konusuyken, hem partilerin kendi seçim öncesi programlarında hem de Hükûmet’in kendi çalışma programında kendilerine mahsus birer Makedonya Cumhuriyeti Yoksulluğu Düşürmek Millî Stratejisi’nden söz etmelerinin yanısıra, idarede kısa zaman bulundukları için, Hükûmet olarak kendi Strateji’lerini  yapamadılar. Mevcut Strateji, eski Maliye Bakanı ve eski Hükûmet yönetiminde Strateji Hazırlama Komitesi tatrafından hazırlanmıştır. Strateji, Dünya Bankası kriterilerine göre, 1999-2000 yılında (geçici versiyon), yani 2000-2002 yılında (mevcut geçerli versiyon) hazırlanmıştır. Strateji hâlâ resmî olarak Hükûmet tarafından onaylanmamıştır, oysa yoksulluğun ve işsizliğin ortadan kaldırılması yönünde çalışma stratejilerinin hazırlanması için temel başlangıcı oluşturmaktadır.

          Bu Strateji’nin, yoksulluk ve işsizliğin ortadan kaldırılması yönünde Hükûmet’e somut bir göstergeyi teşkil ettiği için, bunun hangi yönde değişmesi ve eklenmesi gerektiğine ilişkin kendi görüşlerimizi ortaya koyacağız.

          Strateji, yoksulluk oranını hesaplarken, hem gider hem de gelirleri göz önünde bulunduracak çok taraflı yöntem yaklaşımlarıyla hazırlanabilir ve bundan böyle de hazırlanmak zorundadır. Öte yandan, yoksulluğun temel jeneratörü olan işsizliğe daha çok önem verilmelidir. Bunu yaparken uyuşmazlık, yapısal ve periyodik işsizliğin ek analizini yapmak gerekir. Yoksulluk oranını analiz etmenin bölünmez parçası olarak, eşitsizlik olgusuna da daha çok dikkat edilmelidir.

          Strateji’de verilen bilgilerin 2000 yılına ait oldukları için, Makedonya halkının dolaysız bir şekilde henüz yoksul olmayan, ama kısa zamanda olabilecek kesiminin hayat standartının yeni bir analizinin gerekli olduğu görüşndeyiz.

2.          Sosyal Sözleşme

          Makedonya Hükûmeti, 20 Aralık 2002 tarihinde Makedonya Sendikalar Birliği’yle iş birliği yapmak doğrultusunda Sosyal Sözleşme (sosyal ortaklık) imzaladı. Bu analizin bağlamında, Sözleşme’nin sosyal alanda şu öncelikleri ön plâna aldığını vurgulamak gerekir:

-         ekonomik kalkınma ve büyüme;

-         müteahhitliği geliştirme;

-         yeni iş yerlerinin açılması ve işsizliğin azaltılması için koşulların yaratılması;

-         yoksulluğun azaltılması.

          Hükûmet’in bu adımı, seçim öncesi vaadlerini pratikte de kesinlikle uygulamak istediğine işarettir. Bunun en iyi göstergesi, az önce saydığımız önceliklerin, partilerin seçim öncesi programları ve Başbakan’ın program bildirisinde yer alan önceliklerle eşit olmasıdır. Hükûmet’in ilk 100 gününde Sosyal Sözleşme’nin imzalanmasını olumlu hamle olarak değerlendirerek, önümüzdeki dönemde bunun ne kadarının gerçekleşeceğini görmek için beklemek gerekecek.

3.          Uluslar arası Para Fonu’yla “stand-by” anlaşması

          Hükûmet, 7 Şubat 2003 tarihinde Uluslar Arası Para Fonu’yla (IMF) uzun zaman beklenilen anlaşmayı imzaladı. IMF’in 27 milyon dolarlık dolaysız malî desteğinin yanısıra, bağış yapan ülkelerden 126 milyon doların da otomatikman kullanılır hâle getirilmesi çok olumlu bir şeydi. Anlaşmanın olumsuz tarafı ise, KDV yüzdesinin arttırılması, yani vatandaşlar bu anlaşmanın imzalanması için ödeyeceği bedeldir. Diğer sözlerle, KDV’de yapılan değişikliğe göre, %19 olan genel KDV oranı %18’e düşürüldü, oysa ürünlerin büyük bir bölümü %5 olan imtiyazlı orandan %18 genel orana çıkarıldı. Böylece, temel beslenme ürünlerinin dışında, vatandaşların hayat standartlarını dolaysız etkileyecek olan ürün ve hizmetlerin fiyatlarında artış kaydedilecektir.

Güvenlik durumun düzeltilmesi

          Hükûmet’in ilk 100 günündeki güvenlik durumu değerlendirmeleri “güvensiz”den “az güvenli” üzerinden “oldukça güvenli”ye kadar değişiyor. Yine de, güvenlik durumunun memnun edici seviyede olmadığını söylemek gerekir. Bu durum, başta Makedonya’nın batı kesiminde, daha doğrusu ülkenin 2001 yılında silâhlı çatışmalarla kapsanan büyük bir bölümünde olmak üzere, birçok durum ve olaylara bağlıdır. Bu bölgelerin bazı yörelerinde hâlâ hukuk devleti çalışmıyor, vatandaşların mal ve can güvenliği garanti edilemiyor, barış hâlâ tamamen oturmamıştır, bazı yöreleri ise güvenlik güçleri tarafından kontrol edilemiyor. Polis ve karma etnik kökenli ekipler, tüm yerleşim yerlerinde çalışamıyor. Hâlâ bazı yörelerde, gereken etkilerin sağlanması için örgütlenmiş konvoylarla sınırlı hareket imkânı vardır. Bu yöreler için tamamen denetim, polis karakollarının inşası ve donanımı henüz sadece plândır. Bütün bunlar, etnik kökeni gözetmeksizin, güvenliği garanti edecek polis güçlerinin oralarda bulunmalarını isteyen ahalinin keyfini olumsuz etkiliyor.

          Ülkenin tüm yörelerinin tamamen denetim altında tutulamayışı, genellikle 5-10 kişilik gruplar hâlinde çalışan suç gruplarının eylemlerinin devam etmesine yol açmıştır. Son zamanlarda bunların sayısı artmakta, güvenliğe ise tehdit teşkil etmektedir. İnsan öldürme, yaralama ve vatandaşlara kötü muamele yapma, soyma ve yeniden inşa edilen konut ile diğer yapıları imha etme, hırsızlık, kaçırma, şantaj ve buna benzer olaylar hiç durmadan devam etmektedir.

          Yine de, barış ve güvenlik alanında sorunların saptanmasındaki yaklaşımlarda, mevcut ve eski Hükûmet arasında çok büyük fark vardır. Sonuçlar vatandaşların umut ve isteklerinden uzak olmasına rağmen, olumlu hareketler farkediliyor.

          1. Güvenlik güçleri kadro sorununun kapatılması

          Ohri Anlaşması’nın uygulanması yönünde yapılan çabalar dahilinde, güvenlik organlarında etnik topluluk mensupları en yüksek makamlara da tayin edilmişlerdir: bakan yardımcıları, devlet sekreterleri, polis karakolu komutanları. Bunun dışında, bu Hükûmet’in ilk 100 gününde, kısa süreli kurslarla “etnik toplulukların hakça temsili” yönünde belli sonuçlar elde edildi. Bu özellikle Arnavutlar için geçerlidir. Güvenlik güçlerinde etnik yapı kayda değer ölçüde değişmiştir. Hükûmet ve yetkili bakanlıklar tarafından yürütülen önlemlerle, güvenlik güçlerinde etnik yapı halkın yapısıyla daha da bağdaşacaktır. Bu dönemde, aslında, şu iki noktaya dikkat çekmek istiyoruz: somut kadro çözümlerinde, başta Romanlar olmak üzere, diğer etnik topluluklarla kıyaslandığında tutarsızlıklar göze çarpması ve güvenlik güçleri mensuplarının seçiminde uygun olmayan kadroların da geçmesi. Diğer sözlerle, özel eğitimden geçmesi gereken etnik topluluk mensupları adaylarının seçiminde, genel kriterilerden sapılmaktadır.

          2. Paramiliter kuruluşlar

          Hükûmet programında “paramiliter kuruluşlar” ifadesinden kaçınılmıştır. “BİİVP”nda, ülkedeki güvenlik bölümünde, bu soru başlıca yeri almaktadır. İfadelerdeki farklılıklar, paramiliter kuruluşların Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun (UÇK) dağılmasından sonra dağılıp dağılmadıkları veya, geçen 100 günde devlet organları tarafınca resmî olarak adlandırıldığı gibi suç örgütleri şeklinde hâlâ eylemlerine devam ettiklerine bağlıdır. Sahadan gelen raporlar, bunları iyi silâhlanmış ve hareketli, dağılan UKÖ’nün 10 veya fazla üyesinden oluşmuş gruplar olduğunu söylüyor. Eylemleri, paramiliter yapıya sahip olduklarını gösteriyor, dolayısıyla ülkenin bazı bölge ve yörelerinde barış ve istikrarı tehlikeye sokabilecekleri ihtimalini ciddiye almak gerekir. “Suç çetesi” ifadesini kabul etsek de, onlarla başa çıkmak için hızlı ve etkili eylemin yapılamadığı bir gerçektir. Bunun sonucu olarak, çatışmayla kapsanan hemen tüm bölgelerde çok sayıda insan öldürme ve yaralama, soygun, tehdit, şantaj, başta yeniden yapılmış yapıların yıkılması olayları ve Üsküp - Kalkandelen - Gostivar - Kırçova sivil demiryolu trafiğinin sağlanamamasından da görüleceği üzere, hareket ile trafiğin hâlâ çok sınırlı yapılmasıdır.

          Yerel halk kendi tepkilerinde bu suç çeteleriyle en kısa zamanda ve etkili bir şekilde başa çıkılmasını istiyor, Hükûmet ise, özellikle millî mensubiyet gözetmeksizin hareket edeceğini iddia ettiği için, halkın sesini işitmelidir. Demek ki, bu alandaki sonuçlar gözle görülür, ancak henüz tamamen değildir.

          3. Silâhsızlaşma

          Güvenlik güçlerinin vatandaşların barış ve güvenliğini sağlamak yönünde tüm gereken önlemleri almaları için, bundan önce sivil halkın silâhsızlandırılması zaruridir. Tahminlere göre, vatandaşlarda yasa dışı 600-700 bin silâh parçası bulunuyor veya Makedonya’nın her üçüncü vatandaşında silâh bulunmaktadır. Silâhsızlaşma eylemi gelişigüzel yapılmamalı, tam aksine, örgütlü ve azami derecede plânlı, yasayla düzenlenmiş ve uluslar arası etkenlerin katılımıyla yapılmalıdır.

          Yeni Hükûmet’in geçen 100 gününde, böyle bir yasanın çıkarılması gereği konusunda sadece tartışılıyor ve durum tespiti yapılıyor. Meclis’le de durum aynıdır. Tüm ülkedeki durumu denetlemek açısından yapacağı etkiden dolayı, silâhsızlanma yasasının öncelikli olduğu düşünülmesine rağmen, fiilen hiçbiri şey yapılmadı. Bu yasanın getirilmesindeki uzatma ve ertelemeler, ağır sonuçlara yol açıyor. Diğer ülkelerin tecrübelerine göre, başarılı silâh toplama eylemi 3 ile 18 ay sürmelidir. Diğer sözlerle mevcut Hükûmet, bu yasanın çıkarılmasını ertelerken, eylemi de ertelemiş oluyor.

          4. Evinden olanların yuvalarına dönmeleri

          Silâhlı çatışmaların sona ermesinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen, Makedonya hâlâ evinden olanların kendi yuvalarına dönmeleri sorunuyla karşılaşıyor. Verilen bilgilere göre, birçok merkez, otel, özel konut vb. yerlerde, hâlâ 8000 kişi evinden uzak bulunmaktadır. Bunların yuvalarına dönmeleri, birçok nedenden dolayı engelleniyor: eski çatışma bölgelerinde hukuk devletinin çalışmaması ve sözde barışın hüküm sürmesi, güvensizlik duygusu, devam eden tehditler ve birçok silâhlı suç çetelerinin cinayetlere devam etmesi.

          Evinden olan kişilerin yuvalarına geri dönmeleri konusu, Hükûmet programının dokuz öncelikleri arasında yer alıyor. Başbakan, evlerinden olan bir grup Harçınova (Araçinova) sakiniyle görüştüğünde, “Bu Hükûmet’in, her ne kadar engelle karşılaşsa karşılaşsın, bu yönde çalıştığı ve bundan taviz vermeyeceği amacı, evinden olan tüm insanların kendi yuvalarına geri dönmeleridir.”, dedi. Aynı görüşmede Başbakan, “bu sürecin geçen dönemde yeterince başarılı ve hızlı olmadığı” değerlendirmesini yaptı.

          Durum tekrarlanıyor. Evlerinden olan insanların toplu merkezlerden kendi yuvalarına dönmeleri için ne örgütlü ne de programlı faaliyet vardır. Burada kalan vatandaşlar, dönüş koşullarını düzeltecek yerine kendileri için böyle harcanmış paraların israf edildiğini söylüyorlar. Evlerine dönmeleri gibi ulusal çıkarlar pratikte yürümüyor. Somut önlemler görünürlerde olmadan, sorun bundan böyle de açık kalıyor. Bu vatandaşların evlerine dönme sorunu, yıkılan sanayi kapasitelerinin tamir edilmesi zorunluluğuna da bağlıdır. Bu süreç, şimdilik, başlatılmadı bile.

          5. Kaçırılan ve kaybolan kişilerin kaderi

          Bu Hükûmet de, bari şimdiye kadar, kaçırılan ve kaybolan kişilerin akıbetini açığa çıkarmak için yeterince hazırlık göstermedi. Geçen dört ayda, kaçırılan 12 kişinin ailelerinin Başbakan’la ve 6 kaybolan kişinin ailelerinin İç İşleri Bakanı’yla birer görüşme gerçekleşti. Şimdiye kadar her şey “kaçırılanların akıbetini aydınlatmak için en ciddi bir şekilde çalışılacağı” vaadinde kalıyor. Öte yandan, “kaçırılanlarla ilgili belgelerin en büyük bölümünün İç İşleri Bakanlığı arşivinden kaybolduğu” iddiaları da, şimdiye kadar gösterilen ilgisizliğin makul açıklaması değildir.

          Hükûmet’in “kaçırılan kişilerin kaderi ve kaçırmak olaylarındaki sorumluların ile kaybolan kişilerin akıbetinin aydınlatılması” şeklindeki program eğiliminin fiilen gerçekleşmeye başlamadığını söylemek mümkündür. Kalkandelen yöresinden kaçırılan 12 Makedon ve kaybolan 6 Arnavut’un sır perdesi şimdilik aralanmamıştır. Bu ise, bölgedeki vatandaşların keyif ve güven duygusunu etkilemektedir.

          6. Şiddet eylemleri ve etnik temizleme baskılarının durdurulması

          Ülkede masum insanlara yapılan şiddet eylemleri devam ediyor. Bunu suç çeteleri yapıyor. Etnik kökeni gözetmeksizin, sivil halk bunları kabul etmiyor. Etnik açıdan “temiz” bölgelerde bu tür şiddet eylemleri para karşılığı şantaj, soygun, fuhuş ve diğer eylemlere dönüşebiliyor. Bunun sonucu olarak da, güvenlik güçlerinin ve ülke genelinde denetimi elinde tutmanın etkili olmadığı gibi bir genel izlenim bırakıyor. Diğer yandan, bu tür şiddet eylemleri, kışkırtmalar ve baskılar, etnik açıdan “karışık” olan bölgelerde de görülmüştür.

          Bu tür aktiviteler, etnik açıdan “temiz” bölgelerin kurulması özelliğine bürünmektedir. Hükûmet programında yer alan “Makedonya topraklarında yerleşim yerleri veya bölgelerin etnik açıdan “temizlenmesi” için yapılan her tür şiddet ve baskıyı engellemek” ifadeleri, henüz bir sonuç getirmedi.

Yerel öz yönetimin gelişmesi

          Bütün olarak devletin çalışmasına ilişkin vatandaşların öncelikleri arasında yetkilerin merkezden yerel yönetimlere devredilmesi ve yerel öz yönetimin gelişmesiyle çalışmasıydı. Devletin tüm gücünün merkezî yönetimde toplanmış olması, sıradan vatandaşın her gün karşılaştığı sorunlardan bir tanesidir. Dolayısıyla, ilk 100 gününü geçiren bu idarenin önceliklerinden bir tanesi de, yerel öz yönetimlerin işlev ve görevlerinin güçlenmesi olmalıydı. Yerel Öz Yönetim Yasası’nın çıkarılmasına rağmen, bu alanı daha yakından aydınlatacak ek yasaların çıkarılması gerekiyor. Bu doğrultuda Yerel Öz Yönetim Bakanlığı; Çerçeve Anlaşması’nın gerçekleşmesi için bir Çalışma Plânı hazırladı. Yerel Öz Yönetim Bakanlığı’na göre, Çerçeve Anlaşması’ndan çıkan sorumluluklar olarak, kamu şirketler, iş ilişkileri, mahkemeler, pasaport, kamu denetçisi, soruşturma, ilk ve orta eğitim, kültür, topluluk sembollerinin kullanımı, Cumhuriyet Yargı Konseyi ve topluluk dillerin kullanımı yasalarının Nisan ayının sonuna kadar Meclis’se gönderilmesi gerektiğini ileri sürüyor.

          Diğer yandan, neredeyse tüm belediye ve birimlerinde, başta “Makedonya İçin Beraber” koalisyon temsilcileri, yeni insanlar alınmıştır. Yerel öz yönetimin bazı birimlerinde, gereken eğitim derecesinin olmayışı veya atandıkları görev veya alan için gerekli bilgi ve becerilerden mahrum kaldıkları görülmektedir. Bazı yerlerde ise, adayın şimdiye kadarki parti aktivitesi genel kriteri olmuştur.

          Göze çarpan bir diğer olgu da, birçok kurumun başına 1998 seçimlerine kadar o görevlerde bulunan aynı insanların atanmasıdır. Böylece, Hükûmet’in hem yerel öz yönetimlerde hem de devlet seviyesinde atanacakları görevlerde ve alanlarda kaliteli değişimler getirmeye hazır genç, uzman ve becerikli kadroları en uç noktalara getirerek, köklü değişmeler yapabileceğine de şüpheyle bakılmaktadır.

          Bazı kurumlarda, birkaç defa dikkat çekilmesine rağmen, hısım akraba kayırıcılığı da gözden kaçmıyor. Meselâ Manastır’da, anketler bu olaylarda Hükûmet’in daha kararlı hareket etmesini göstermektedir, çünkü bazı yerel görevliler ve devlet adamları böylece güç ve otorite gösterisi yapıyor.

          Kriz bölgelerinde karma polis ekiplerinin devriye gezmesinin gerekli olduğu için, bu sorunla İç İşleri Bakanlığı ve yerel öz yönetimin nasıl başa çıkacağını önümüzdeki dönemde bekleyip görmek gerekecek. Şimdiye kadar alınan sonuçlar, somut bir sonuç çıkarmak için, sonuna kadar net değildir.

          Başbakan Çırvenkovski, sivil toplum örgütlerinin yerel öz yönetimler tarafından görecekleri muameleden Hükûmet programı bildirisinde söz ederken, medyanın yanısıra, vatandaşların ve sivil toplum sektörünün önemine de değindi. Bu sözler, sıradan vatandaşın çıkarlarından hareket ettiği için, her zaman saygı göreceği bir etken olarak, demokratik süreçlerin düzelticisi ve girişimcisi olmalarına dair, sivil toplum örgütlerine bir nevi daha büyük ağırlık verdi. Yine de, şimdiye kadar sivil toplum örgütlerinin idarenin tüm seviyelerinden gördüğü muamele, bunların rüşvetçiliğe karşı mücadele, silâhsızlanma, akraba kayırıcılığı ve işsizlik konularında çok yetersiz derecede dahil edildiğini göstermektedir. Bu ilişkilerle yapılan aktivitelerde, özellikle yerel öz yönetimi geliştirecek alanlarda, koordinasyon eksikliği göze çarpmaktadır.

Uluslar arası konumun düzeltilmesi

          Hükûmet’in ilk 100 gününün şu anda analizini yapmak çok zor, çünkü hem bu süre çok kısa hem de fiilen pek bir şeyi ifade etmiyor.

          Avrupa Birliği ve NATO’ya, özellikle AB’ye yaklaşım konusunda, herhangi bir hükûmet temsilcisinin yapabileceği veya beyan edeceği ya da AB’ye yaklaşım için Hükûmet’in sadece bir üyesinin sorumlu olabileceği bir şey olmadığını vurgulamak gerekir. AB’ye yaklaşmak; çalışır bir hukuk devleti ile ekonomik ve mali sistemlerde reformlardan başlayarak, sağlık, adliye, iç işleri, savunma üzerinden, kültür, yaşam çevresinin korunması ve tarımcılığa kadar, toplumsal hayatın tüm alanlarında çalışmak ve strateji yapmak demektir. Dolayısıyla, bu sektördeki gözlemler sadece bir alanı takip etmekle değil, Hükûmet’in her alandaki çalışmaları ve etkinliklerinini takip etmekle ancak olur.

          Hükûmet ilk 100 günde, Makedonya Cumhuriyeti dış işleri siyasetinde sıra koymaya niyetli olduğunu göstermektedir. Yine de Makedonya’nın dünyada temsil edilmesinin ulusal önem taşıdığına dair hiçbir önlem alınmadığı da bir gerçektir.

          Başbakan’ın, Makedonya Cumhuriyeti’nin anayasal adının kullanımıyla ilgili Yunanistan’la mevcut sorunun çözümüne dair stratejinin kamuda tartışılamayacağı tutumuna saygı göstererek, adla ilgili sorunun kamuda Cumhurbaşkanı - Başbakan arasında bir soruna dönüştüğü görüşünü savunuyoruz. Bu görüşmeleri yürütecek olan temsilcinin uzun zaman tayin edilmemesi ve bunu yapmak da kimin görevi olduğuna dair açık tartışmaların, cumhurbaşkanın ve hükûmetin “birlikte yaşama” eğilimlerini incittiği gibi, Makedonya’nın aslında kendi görüşme pozisyonunu nasıl güçlendireceğine dair stratejisinin hiç olmadığı izlenimi bırakıyor.

          Dış İşleri Bakanı’nın uygun şekilde çalışmayan büyük elçileri görevinden alma, büyük elçiliklerin çalışmalarını gözden geçirme ve Diplomasi Yasası’nın çıkarılacağı anonsları gibi yaptığı çalışmalar gerekli, ancak Makedonya’nın tutarlı dış siyasetinin ve istikrarlı Cumhurbaşkanı - Hükûmet ilişkilerinin var olduğunu iddia etmek için yeterli değildir. Buna ek kanıt olarak, yeni büyük elçilerin atanması, sonra da Irak kriziyle ilgili Makedonya’nın rolünü belirleme sürecini gösterebiliriz.

          1. AB’ye yaklaşım

          Tüm bu durumlarda, Avrupa bütünleşmelerinden sorumlu bir bakanın seçilmesi çok olumlu bir gelişmedir. Medyada yaptığı açıklamalara bakılırsa, AB’ye yaklaşım konusunda çok çalışmak için hazır olduğu ve kendi işini ciddi aldığı, durumları çok iyi tanıyan, iyi tahlilci ve gerçekçi biri olduğu anlaşılıyor. Ancak, yukarıda da belirtildiği gibi, Makedonya’nın Avrupa Birliği’ne yaklaşması için bir kişi yeterli değildir.

          Makedonya’nın AB’ye yaklaşması söz konusuyken, 1997 yılında Kopenhag’da Avrupa Konseyi’nin onayladığı AB kriterileri en önemlidir:

-         çalışır hukuk devleti ve devletin çalışmasında temel prensip olarak demokrasiye saygı göstermek;

-         Avrupa piyasasındaki rekabetle başa çıkabilecek çalışır ekonomik sistem; ve

-         ulusal yasaların Avrupa yasalarına yaklaşması.

          Makedonya’da siyasetçilerin “yasaların yaklaşması” ifadesini kullanırken, bunun çoğu zaman Makedonya’nın Avrupa Birliği’ne ne kadar yakın olduğunu tespit etmek için bir kriteri olarak algıladıklarını görmekteyiz. Bu yaklaşım çok yanlıştır, çünkü asıl ana kriteri Makedonya yasalarına (uyum yapılmamış olanlar dahil) ne kadar uyulduğu, yani hukuk devletin ne kadar çalıştığıdır. Avrupa yasalarıyla uyumlu hâle getirilmiş, oysa uygulanmayan yasalar hiç gerekli değildir.

          Her nasılsa, Hükûmet’in ilk 100 günündeki somut sonuçlardan bahsederken, Avrupa Bütünleşme Sektörü’ndeki süreçlerin hareketliliğini şöyle sıralayabiliriz:

-         2003 Mayıs ayı için plânlanan Ulusal Strateji’nin getirilmesi;

-         2003 Şubat sonu için plânlanan yasaların yakınlaşması zaman sürecini tespit etme;

-         2003 Şubat ayı için plânlanan Bilgi Vermek Stratejisi’nin tespit edilmesi.

          Buradan hareketle, Hükûmet’in ilk 100 günde, Avrupa Birliği bütünleşme sürecine daha büyük hareketlilik vermek için hiçbir somut adım atmadığını söylemek kaçınılmazdır. Diğer yandan, seçim vaadlerinin gereken hızla gerçekleşmesini engelleyen durum olarak uzman kadroyla yeterli derecede donanılmamış olmaları dahil, bakanlıklar ve sektörlerde rastlanılan durumu da unutmamak gerekir. Dolayısıyla, ilk 100 günde AB’ye yaklaşım  yönünde somut gelişmelerin yapılması görevinin yerine getirilmesi çok zordur.

          Bu doğrultuda, çok yoğun temasların sağlandığı Hırvatistan ve Slovenya’nın tecrübelerinden öğrenmek, AB’ye yakınlaşma siyaseti programının hazırlanması için büyük bir girdiyi oluşturabilir. Bunun, iki-üç bakanlık hariç, belli sektörlerde Makedonya Avrupa entegrasyonu sektörlerinin pek de aktif olmadıkları için önemi daha da büyüktür.

          2. NATO’yla bütünleşme

          Ocak 2003’te Savunma Yasası’nda yapılan değişme ve ilâveler, NATO ittifakına doğru yakınlaşmak için somut bir adımdır. Devlet seviyesinde yapılan temaslar, iletişimin yoğunlaşması ve tecrübe alışverişinin, bu işlemi hızlandırmaya katkıda bulunur.

          Öte yandan, bütünleşme süreçlerini yavaşlatan güçlerin tespit edilmesi ve bu etkilerin engellenmesi için somut adımların atılmadığı genel izlenimden kaçmak imkânsız. Aslında, AB ve NATO’ya entegre olma süreçlerini yavaşlatan, kendi çıkarları için sınırların var olmasının iyi olduğu ve mali yönden çok güçlü olan ve kaçakçılıkla uğraşan bazı yarı yasal kuruluşların mevcudiyeti aşikârdır.

SONUÇ GÖZLEMLEMELERİ

          İlk 100 günde yapılanların analizine sonuç olarak, daha radikal değişmelerin yapılması için bu sürenin çok kısa olduğunu vurgulayarak, Hükûmet, seçim öncesi vaadlerin gerçekleşme derecesini gösteren somut göstergeler, böylece şimdiye kadarki çalışmalarını değerlendirmek için yeterli göstergeler sundu.

Hukuk devletinin gelişmesi

          Hükûmet, devlet yönetim organlarında parti ve siyaset etkilerinin ortadan kaldırması, Makedonya Cumhuriyeti genelinde Anayasa ve yasaların etkili ve bütünsel uygulanması ve şimdiye kadar onayladığı tüm uluslar arası anlaşmaların uygulanması için koşul ve mekanizmalar yaratmak zorundadır. Bağımsız yargı sistemi, Ohri Çerçeve Anlaşması’nın tamamen uygulanması ve organize suça karşı mücadele ile rüşvetçiliğin ortadan kaldırılması için gereken yasal düzenlemelerin çıkarılması ve değişmesi gerekir. Böylece, kendi programlarında tüm siyasî partilerin ve Hükûmet’in de yana olduğu adalet ve bütün olarak hukuk devletinin hüküm sürmesi için gerçek imkânlar sağlanacaktır.

Ekonomik kalkınma

          Tabiî ki, yeni Hükûmet’in sadece istikrarlı fiyatlar, düşük enflasyon ve denarın istikrarlı döviz kurundan memnun kalmayacağını beklemek normaldir. Devleti durgunluk hâlinden kurtarmak ve yoksulluk ile işsizliği azaltmak için, Hükûmet’in şu konularda da etkin olması gerekecektir:

-         uzun vadede Gayri Safi Millî Hâsıla’nın korunabilir artışı;

-         sanayi üretimin büyümesi;

-         ihracın arttırılması ve ekonomik yönden özürlü ve yerine koyulabilir ithalat;

-         devletin ticarî ve ödeme bilançosunu dengelemek;

-         işsizlik oranının azaltılması ve işçi sayısının arttırılması;

-         işçilerin sosyal gelirlerinin arttırılması;

-         halkın hayat standartının düzeltilmesi;

-         kamu harcamalarının azaltılması;

-         yatırımların arttırılması; ve

-         doğal kaynakların mantıklı kullanımı.

 

Sosyal konular

          Sosyal yaşam alanında Hükûmet’in yerine getirdiklerinin sonuç olarak analizini yaparken, sosyal yaşam alanında daha köklü değişmelerin yapılması için 100 günlük bir sürenin çok kısa olduğunu vurgulayarak, Hükûmet, seçim öncesi vaadlerin gerçekeşme derecesini görebileceğimiz ve böylece şimdiye kadarki çalışmalarını değerlendirecek somut göstergeler sundu. Bu bağlamda, olaylara sadece siyah ve beyaz olarak bakılamayacağı, yani sosyal alandaki durumların değişmesi, birçok etkene (ekonomik, siyasî, etnik) bağlı, çok karmaşık bir süreç olduğu gerçeğini kabul ederek, yine de Hükûmet’in ilk 100 gündeki çalışmaları konusundaki çok açık ve net görüşlerimizi vereceğiz.

          Verdiği vaadler konusunda Hükûmet şunları yerine getirdi:

-         kendine temel görev olarak, yoksulluğun ve işsizliğin azaltılması konusunu kendi eylemlerinin ortasına aldı;

-         Hükûmet, Sosyal Sözleşme’nin imzalanmasıyla, işçi haklarının sağlanması ve korunması için sendikalarla sosyal ortaklık siyaseti yürütmeyi kabul etti;

-         vergi siyaseti konusunda Hükûmet, savaş vergisini kaldırdı ve böylece vergi yükümlülüklerini azalttı;

-         işçi sayısının arttırılmasına yol açacak özel sektörde daha büyük yatırımların yapılması için, kamu harcamalarında büyük tasarrufların yapılacağı iddia edildi;

-         işe yeni işçiler alan iş verenler için vergi kolaylıkların sağlanması girişimini başlattı;

-         sosyal yardım hakkının sağlanması için kriterilerin tespit edilmesi ve sonuna kadar uygulanması ile sosyal yardım kullanan ve devlete bildirilmeyen işçi statüsünü düzenlemek doğrultusunda eylem başlattı;

          Hükûmet’in vaadler konusunda yerine getirmediği şeyler, IMF’le imzalanması gereken anlaşmayla dolaysız ilişkilidir. Diğer sözlerle, bu anlaşmanın etkisi olarak, düşük hayat standartı olan Makedonya vatandaşlarına ek baskıyı oluşturulmakta, bu ise yoksulluğun azaltılması yönündeki seçim öncesi vaadlere aykırıdır. İmtiyazlı koşullar altında işçilerin emekliye ayrılmalarını sağlayacak, zararla çalışan şirketlere ilişkin özel bir yasanın çıkarılması ihtimalini kesin olarak ortadan kaldırdığı için, bu anlaşmanın olumsuz ek etkileri vardır.

          Nihayet Hükûmet, Makedonya Cumhuriyeti’ndeki mevcut grevleri uygun önlem ve hareketle çözmek için yeterince kulak vermemekle, seçim öncesi verdiği en temel vaadlerinden biri olarak vatandaşların sosyal güvenliği konusunu sonuna kadar yerine getirmemektedir.

Güvenlik durumunun düzeltilmesi

          Hükûmet programının en öncelikli konularından ve “BİİVP”nun açık önceliklerinden biri olarak güvenlik alanındaki önlem ve etkinliklerin, ihtiyaçlara pek cevap veremediğini söyleyebiliriz. Ülkenin Hükûmet’i ve organları, birçok sınav, ancak kaçınılmaz etkinliklerin de önündedir. Hükûmet programında vurgulandığı gibi, kamuda verilen söz, imzalanan anlaşmalar ve uluslar arası hukukun prensip ve değerlerine saygı göstermek gibi, etnik gruplar arası güvenin arttırılması ve kurulması süreçleri doğrultusundaki eylemler henüz gelecektir.

Yerel öz yönetimin gelişmesi

          Üsküp Sosyal ve Siyasî-Hukuk Araştırmaları Kurumu tarafınca yapılan, vatandaşların Hükûmet hakkındaki düşüncelerini ortaya koyan araştırma, Branko Çırvenkovski Hükûmeti’nin ankete katılan vatandaşların %72’sinin güvenini kazandığını göstermektedir. Bu sonuç, vatandaşların var olan tüm sorunlarına rağmen, şimdilik yine de bu Hükûmet’e inandığını gösteriyor.

          Hükûmet, aktivitelerinin büyük bir bölümünde, hem devlet hem de yerel seviyede otoriter ve sorumlu olarak ortaya çıkmayı başardı. Bunlar özellikle organize suç, rüşvetçilik, fuhuş ve genelevler, esrar ticaretine karşı mücadele gibi sektörlerde gözle görülmektedir.

          Önümüzdeki dönemde, yetkilerin merkezden alt seviyeye aktarılması ve başta parti mensubiyetinin temel önkoşulu teşkil etmeyecek kişilerin kamu yönetiminde işe alınmasıyla yerel öz yönetimin güçlenmesine daha çok ilgi gösterilmesini görmek istiyoruz.

          Gelecek dönem, Yerel Öz Yönetim Yasası’yla belediyelerin eline geçeceği sektörler için de çok önemli olacaktır. Bu sektörler şunlardır: eğitim, sağlık, kültür, okul üncesi kurumların bazı kısımlarının özelleşmesi, vb.

Uluslar arası konumun düzeltilmesi

          Sonunda bu analiz, her şeyin başladığı yere geri dönüyor. Bu da şudur: tamamen eleştirsel ve yapıcı analiz eksikliği, strateji eksikliği ve kendilerinden öncekilerin yaptıklarına saygılı olmamak. Her ne kadar az da olsa, devamlılık eksikliği görülmektedir. Tabiî ki, uyumlu hâle getirilmemiş olsa bile, herkes tarafınca ve ülke genelinde yasalara uyulacağı çalışır bir hukuk devleti çabaları ciddi bir şekilde yapılmadan, yasaların uyumlu hâle getirilmesi sadece formal bir operasyondur. Bu ise, Avrupa Birliği’ne yakınlaşmak kriterisi olarak önemli, ancak önemsiz de olabilir.

          Bu doğrultuda, bu gözetleme çalışması da Başbakan Branko Çırvenkovski’nin Makedonya Cumhuriyeti Meclisi’nde okuduğu AB ve NATO’yla bütünleşme mücadelesi Brüksel’de değil, Makedonya’da kazanılacağı ve tüm diğer opsiyonların Makedonya için “çıkmazı” teşkil edeceği yönündeki bildiriyi olumlu değerlendirmektedir. Fakat, en azından ilk 100 günde, bu yönde somut adımların çok zor farkedildiği bir gerçektir. Hükûmet çalışmalarının önümüzdeki döneminde, bunun devam etmeyeceği inancındayız.

Projeyi uygulayan:

Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı

Temas:

·         Slavitsa İncevska, İcra Müdürünün Ortak Programlar Vekili

Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı

Bul. Yane Sandanski 111, P.K. 378, 1000 Üsküp, Makedonya

tel. +389/2/44-44-88; faks: +389/2/44-44-99; e-mail: sindzev@soros.org.mk

·         Neda Zdraveva, Hukuk Programı Koordinatörü

Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı

Bul. Yane Sandanski 111, P.K. 378, 1000 Üsküp, Makedonya

Tel. +389/2/44-44-88/hat 188; faks: +389/2/44-44-99; e-mail: nzdrav@soros.org.mk

Proje hakkında bilgi:

www.gragjanskaplatforma.mango.org.mk

Finansman:

·         Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı

·         Çatışmaları Önleme Fonu’ndan Dış İşleri Bakanlığı aracılığıyla Britanya Hükûmeti



[1] “Barış ve İstikrar İçin Vatandaş Plâtformu” projesi Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı tarafından, Köprülü, Pirlepe, İştip ve Kırçova Sivil Toplum Örgütlerini Destekleme Merkezleri ve Üsküp, Kalkandelen, Kumanova, Manastır, Ustruga ve Ustrumca yerel sivil toplum örgütlerinin iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Proje, Makedonya Açık Toplum Kurumu Vakfı ve Çatışmaları Önleme Fonu’ndan Dış İşleri Bakanlığı aracılığıyla Britanya Hükûmeti tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir.